Arham / Maskeler Ülkesi

Arham / Maskeler Ülkesi / Maske

Arham / Maskeler Ülkesi

Çocuklar için hazırlanmakta olan Masal Külliyatından bir masal.

Çocuklarınıza gece keyifle okuyabilirsiniz. Eminim rahat bir uyku için iyi bir hazırlık yapmış olursunuz.

Sıcak bir yaz günü;

Arham evinden çıkmak üzere hazırlanıyordu. Amcası arkasından bağırıverdi; “Arham, nereye gidiyorsun?” dediğinde, “Kika’ya gideceğim. Kika biliyorsun bir kaç zaman önce halasının vefatı ile çok üzgün günler geçiriyor. Onu ziyaret ederek biraz sıkıntılarını üzerinden almak için yanına gitmek istiyorum.” dedi.

Amcası seslendi; “Ha, Kika’ya gidiyorsan burada ona götürmeni istediğim bir şeyler var.”

“Onlar ne ki?” diye sordu Arham.

Yaklaştı amcasının yanına. Böyle bir tane poşet uzattı amcası. Arham kendisine verilen şeyleri böyle incik boncuk araştıran bir çocuk değildi.
“Tamam” dedi; “Amcacım, götürürüm yanımda.” Kapıyı kapattı yavaşça yola doğru çıktı.


Uzun bir yolculuk ve bu yolculuğun sonunda koskocaman bir malikaneye ulaştı.

Arkadaşı Kika onlara göre çok daha zengin bir bölgede imkanları geniş olan bir çocuktu. Kika babasının yaptırmış olduğu büyük evde genellikle kendisine ayrılmış oyun odasından çok da fazla çıkmak istemezdi. Eğer bir yere çıkacaksa da Arham’dan bir başkası ile çıkmak da istemezdi. Arham ile Kika birbirlerini çok seven iki iyi arkadaştı.

Arham kapıya yaklaştığında her zamanki gibi bir kuş sesi çıkartıverdi çünkü Kika onu bu sesten tanımaktan çok hoşlanıyordu. Bu sesi duyduğunda Kika odasından fırlıyor; Kika’nın annesi de Arham’ın geldiğini hemen anlayıveriyordu.

Kika hızlıca koşarken annesi bağırdı “Çok hızlı koşma tamam tamam sakin ol”

Kika da annesine “Ama Arham geldi hadi aç kapıyı aç” diye sesleniverdi.

Beraberce kapıya doğru koştuklarında Arham’da kapıya yaklaşmıştı. Tam kapıya vuracakken Kika’nın annesi açıverdi kapıyı.

“Hoşgeldin Arham” dedi. “Kika da her zamanki gibi seni bekliyor.” Arham’a merhaba dedikten sonra ikisi beraber yavaşça odaya doğru giderlerken Kika “Hadi hadi gel çabuk gel amcam bana bir şeyler göndericekti gönderdi mi?” diye sordu.
Arham da “Tamam tamam beni mi bekliyorsun poşeti mi anlamadım ama getirdim yanımda merak etme” dedi.

Arham da meraklanmıştı. Yani Kika’nın ondan daha evvel verdiği ne olabilirdi ki?

Beraberce odaya girdiklerinde Kika “Sen açıp bakmadın mı hem poşeti görmedin mi içindekileri” dedi. Arham “Yoo bana verilmiş bir şeydi sana getirmemi istediler ben de getirdim işte. İçinde ne olduğunu bilmiyorum ki. Ya sen şimdi böyle heyecanlanınca ben de meraklandım açıkçası! Sahi ne var bu poşetin içinde?” diye sordu.

Kika “Gel gel göstericem şimdi” dedi.

Beraberce salonun ilerisindeki ahşap tahta masanın üzerine gittiler. Ahşap masanın üzerinde Kika birsürü malzemeler dizivermişti. Böyle kesici aletler, böyle değişik değişik tahtadan çeşitli eşyalar, törpü aletleri filan böyle bir anda marangozhaneye dönüşmüş gibiydi.

Arham bir anda “Hayırdır Kika marangozluğa mı başlıyorsun yoksa” deyiverdi.

“Hayır” dedi Arham’a. Kika “Önce sen şu poşeti bir çıkartıver. Anlatıcam hepsini merak etme.”
“Seni uzun zamandan beri bu kadar heyecanlı görmemiştim, yani uzun zamandır baya eğlenceli bir duruma gelmişsin gibi” seslendi Arham.

Kika’nın bu tavrı Arham’ı oldukça şaşırtmıştı. Özellikle çok sevdiği halası öldüğünden beri Kika kolay kolay dışarıya çıkmaz, kolay kolay konuşmaz genellikle ağlar sıkkındır. Arham da her zaman onun evine gelip onunla oyunlar oynayıp biraz onu rahatlatmaya çalışır. Aradan geçen 3 aylık süreçte henüz Kika ‘nın bu üzerindeki üzüntüyü atması için yeterli olmamıştı.


Beraberce poşeti açmaya başladılar. Elindeki poşeti masaya bıraktığımda “takır tukur” seslerin gelmesi poşetin içerisinde yine tahtaya benzer bir şeyler olduğunu anımsattı Arham’a. Poşetin içerisinden böyle kavisli birşey çıkıverdi. İçinden bir kaç tane boya kabı çıktı. Biri kırmızı, biri mavi, biri siyah, bir de böyle yuvarlak tarzında bir tahta.

Kika “Eh işte tam da ben bunları bekliyordum! Tamam gelmiş artık işimiz kolaylaştı, merak etme Arham şimdi bunları bitirip dışarıya çıkacağız” dedi.

Arham “Nereye çıkacağız? Bunlar da ne ben hiç bir şey anlamadım ki!” deyiverdi. 


“Yardım et bana” dedi. Beraberce koydular. Bir odundan kesilmiş bir dışbükey parçaya benzeyen bu tahta parçası oldukça yumuşak, hani amcasının özellikle bir yerden getirmiş olduğuna benziyordu. Kika “Şimdi napıcaz biliyor musun?” dedi. “Bilmiyorum hala da anlamış değilim.” dedi. 


“Beraberce bir maske yapacağız Arham” dedi Kika. 


“Heeeh” dedi Arham, “Hayırdır sende mi maske işine bulaştın, nereden çıktı şimdi bu?” 

“Ya biliyorsun” dedi. Sonuç itibari ile yani bu maskeyi yapacağım ve o maske halam olacak işte. Konuşacak benimle, anlatacak. Yani sen bunları çok sevmiyor olsan da bu maskeler insanlara zevk veriyor. Onla konuşmaya başlayacağım.”

Arham, “Yapma hadi ya, yapma. İnsanların maskelere çevirerek onlarla konuştuğunu zannedenlerden olma sen de. Ya ben de seni adam akıllı bir şey zannediyordum. Gene başa döndük desene” diyiverdi.

Kika, “Hayır bak öyle değil. Bak şimdi halamın gözlerine benzeteceğiz. Biraz halamın burnunu oyacağız burada. Bir kaç renk de koyduk mu; işte al sana halamın maskesi. Artık beraberce gezebileceğim. Yani halam yanımda olmadığı zaman onunla konuşacağım, o da bana yardım edecek. Her zamanki gibi bize belki şakalar yapacak. Ya tamam belki bize yemek filan yapamayacak. Kurabiyeler de yapamayacak ama sonuçta istediğimiz bir şey olacak işte. Halamı kaybetmemin üzüntüsünden kurtulmamı istemiyor muydun sen? İşte böylelikle onun üzüntüsünden kurtulmuş olacağım” diyiverdi. 


Arham bu durumdan oldukça sıkılmıştı. Çünkü yaşadıkları ülkenin Nerması, yani yöneticisi olan adamın söylemiş olduğuna inanmış olan halk ölen herkesin arkasından ölülerine benzeyen suratlardan maskeler yapıyor, o maskeleri evlerinin bir köşesine koyuyor sonra onlarla konuşmaya başlıyordu. Arham ise hayatı boyunca bunun doğru olduğuna inanmamış ve hiçbir zaman o maskelerin konuştuğuna inanmamıştı. Ama civarında bu mesele o kadar çok genişlemişti ki herkesin yanında ölü insanlardan oluşan maskeler vardı. Hatta amcasının maskeler odasında neredeyse 100 tane maske vardı. Her seferinde anlatırdı Arham’a; “İşte bu bilmem kaçıncı deden, bu amcan, bu dayın, şudur budur” filan derken Arham çok sıkılmıştı bunlardan. Her seferinde inanmadığını söylese de amcası onun ağzını hemen tıkıyor “Ya sakın söyleme böyle şeyler biz bunlara inanıyoruz. Hem sonuçta insanlar böylelikle üzüntülerinden kurtulmuş oluyorlar. Sen neden insanlarında üzüntülerinden kurtulmasını istemiyorsun ki?” der, Arham’da her seferinde “Hayır ben insanların üzüntülerinden kurtulmalarını istemiyor değilim. Ben sadece insanların kendilerini kandırmalarından nefret ediyorum” demişti.

Arham Kika’ya ne kadar konuşursa konuşsun ikna olmayacağını anlamıştı.

Yapacak bir şey yok. Arham çok da fazla böyle elini bir şeylere sürmeden Kika’nın maskeyi yapıp bitirmesini bekledi. Kika yavaşça o bıçaklarla oyduğu maskenin gözlerine halasının gözlerinin şeklini vermeye çalışıyordu.

“Biraz da böyle yaptık mı… Biraz da şöyle yaptık mı… Halam da sürme çekerdi, işte şurasına biraz da siyah boya sürüverdik mi tamam işte, aynı halam olacak… Sonra böyle bir güneşe tutacağız bize konuşmaya başlayacak” dedi.

Arham sadece sinirli bir gülümseyiş attı. Ama Kika’yı da kırmak istemiyordu. Yapacak bir şey yok, Kika da bu masala inanmıştı.

Son ana kadar bekledi Arham, sonra Kika maskesini bitirdi, boyadı, kuruması için “fff ffüüfüf” diye üfleyiverdi çabucak kurusun kendine gelsin diye.

Sonra beraberce camın kenarına doğru yürüdüler ve Kika yavaşça elindeki maskeyi güneşe doğru doğrulttu. Oymuş olduğu gözlerinden pırıl pırıl gelen ışık maskeyi canlı bir şekle dönüştürmüş gibiydi. O görüntü itibari ile Kika bir anda seslenmeye başladı “Halam halam sevgili halacığım artık bana bu maskeden seslenmeni istiyorum. Bu maskeye gel bizi yalnız bırakma.
Arham da “He he” dedi. “Bırakmaz artık hep yanımızda olur, yani inan bana o da mutludur artık bu garip gureba maskenin içine girmekten.”

“Off!” dedi Kika, “Ya sakin ol bak içim biraz daha huzurlu şimdi. Gerçekten halamın bu maskeye girdiğine inanıyorum ben. Sakin ol. Bak şimdi rahatladım. Artık dışarıya çıkabiliriz. Aylardan beri dışarıya çıkmadığım için kızmıyor muydun bana? Tamam işe çıkağız şimdi. Hatta o en sevmediğim taş oyununu bile oynayacağım seninle, söz veriyorum” dedi Kika.

Arham artık ses edemedi yapacak birşey yok. Kika yapmıştı her şeyi bi kere. Neyse, Kika çantasına koydu her şeyi annesinin yanına gitti.
“Anneciğim biz Arham ile beraber dışarıya çıkabilir miyiz?”
Annesi bir anda şaşırıverdi. Kika çok uzun zamandan beri, halası öldüğünden beri dışarıya çıkmayı hiç istememişti. Arham’a gülümsedi annesi. Tamam dedi çıkın ama çok geç kalmayın olur mu? Ya da dedi ne istiyorsanız yapın, eğlenin gezin, o çantandaki ney?” Kika dedi.
“Aaaaa maske maskem halamın maskesi” dedi. Annesi çok sevindi. Ah ne kadar güzel yapmışsın oğlum halanın maskesi mi yaptın? Ya biz neden düşünemedik bunu. gerçekten harika olmuş.” dedi annesi maskeye bakarak ve Kika’yla Arham’ı yolculadı.


Kika ile Arham beraberce yolca yürümeye başladılar.

Arham, Kika’nın yanında yürürken sürekli maskeye göz ucuyla bakıyor, “Acaba bundan nasıl kurtulabiliriz?” diye kafasından sorular geçiriyordu.

Biraz sonra ilerleyen bir yerde çocukların kalabalıklaştığı bir alanda şeker satan bir adama denk geldiler. Kika her zaman oradan şeker almak ister, ama annesi bu şekerlemelerin ona zarar verdiğini söyler, o yüzden izin vermezdi. Kika annesinin sözünden hiçbir zaman çıkmaz, işte bu yüzden de Arham ile beraber orayı hızlıca geçer, hatta biraz yüzünü somurtur “Ah ne olacak anne, bir iki tane şeker yesem ne oluverirdi” dedi.

Arham yine aynı şey olacak diye biraz dükkanın çaprazına doğru yürümeye başladı; yani her zamanki gibi Kika suratını asacak ve o dükkanın önünden geçip gidivericekler işte. Ama bu sefer farklı bir şey oldu. Kika dükkana doğru yürümeye başladı ve Arham bir anda Kika’ya dönüp “Nereye gidiyorsun sen?” dedi.
Kika “Mmm şeker alacağım ben” dedi.
Arham “İyi ama dedi yani biliyorsun annen onların sana zarar verdiğini söylüyor ve bunun için ikimize de izin vermiyor. eğer böyle yaparsan annenin güvenini kırmış oluruz. Hem o zaman sözümüzde durmayan çocuklar oluruz ki bu hoş olmaz dedi Arham.

“Öyle değil ki bir kere ben halamdan izin aldım” dedi Kika.
Arham şaşırdı bir anda.
“Halandan mı izin aldın? Nasıl yani ben dedi kapının önüne çıkarken maske ile konuştum. Sonuçta maske bana o şekerlerden 1-2 defa daha yersem zarar vermeyeceğini söyledi. halamın hediyesi bunlar. Hem annem karışamaz ki, halam izin verdi bana. Ben yalan yanlış bir şey yapmıyorum” dedi.

Arham bir anda duraksadı. “Bütün bunları sana maske mi söyledi” dedi.
“Evet evet o maskeye güneş geldiği anda halam konuşmaya başladı, sen duymamış olabilirsin ama ben maskeden duydum her şeyi, bana şeker yememi istedi, hem de izin de verdi. Yani çok problem çıkarsa anneme de söylerim maskenin izin verdiğini ne olacakmış ki!” diyiverdi.

Arham ses çıkartmadı, sonuçta maskeden duymuştu her şeyi “Tamam” dedi “Kika nasıl istiyorsan öyle olsun. Sonuçta bütün problemi, derdi, tasayı annene anlatacak olan sensin. Ben söyleyeceğimi söyledim. karışmam” dedi.

Neyse beraberce şekerciye gittiler. Şekerci amcaya parayı uzattı Kika, şöyle 3 tane şeker aldı. 1 tanesini Arham ‘a uzattı.
Arham “Mm hayır hayır ben istemiyorum” dedi. “Sonuçta maske bana bir şey söylemedi. Hem annene de ben söz verdim. Ben sözümden caymak istemiyorum, sen maskeye güvenebilirsin ama ben henüz maskeden bir şey duymadım” dedi.
Kika dedi ki “Ya, duymak istesen duyarsın. Sen sevmiyorsun ya onları, onlar da sevmiyor işte. Halbuki konuşsan sen de izin alabilirdin” dedi.
Arham “Ahh işte günün birinde konuşabilmek için önce aramın iyi olması lazım” dedi.
Kika “E tamam işte sen de o zaman aranın iyi olması için ne yapman gerekiyorsa yapıver” diyiverdi.


Beraberce yürürlerken Arham’ın aklına bir fikir geldi. Dönüp Kika’ya şöyle dedi. “Ya Kika hatırlıyor musun? Halan böyle göl kenarına gittiğimiz zaman bizi yüzdürmeyi çok severdi. Hatırladın mı?” dedi. “Ahh Kika nasıl unuturum ki! Her haftada bir defa mutlaka gölün kenarına götürür, en sakin yere doğru gider, sonra bizi böyle ayaklarımıza kadar sokardı göle. Annem kızardı ama olsun, hoşumuza gittiği için o da sesini çıkartmazdı, bayağı serinlerdik. Güneşin altından kurtulmuş olurduk” derdi.

“İyi işte” dedi Arham, “Yani sonuçta halan yanımızda değil mi? Sen bir sor maskeye belki o bizi denize sokuverir.”

Kika bir an duraksadı. “Olur mu ki öyle bir şey”
Arham dedi ki “Niye olmasın! Sana şekerlerini almak için izin vermişti ya. İşte bu sefer yine sor. Bizi tekrar göle sokuversin. Beraberce göle girmiş oluruz. Yani halan da mutlu olur, kaç aydan beri kadıncağız göle filan girmemiştir. Bu yolla beraberce girmiş oluruz göle” dedi.

Kika durdu biraz düşündü ağzındaki şekeri şapırdattı, “Tabi tabi” dedi, “Ya niye olmasın ki Maskeye söyledik mi halamıza söylemiş oluyoruz halamız da bizi göle sokuverir. Tamam ben şimdi soracağım. Onlar seni sevmiyor ama belki halam böyle mutlu olunca bütün maskeler de senle konuşmaya başlar” dedi.

Arham “Ahh işte bak benim de maskeler ile aramdaki yeniden o diyaloğu kurmam için, onları duymam için belki bir fırsattır bu bana. Hem halan yüzünce o mutlu olur, bütün maskelere haber verir. İşte o zaman tüm maskeler benle konuşur, ben de amcama verdiğim sözlerden kurtulurum. Böylelikle maskelere sorarım, ben de şekerimi yerim. Bak o bir tane şeker vardı ya, yeme sakın he onu gölden çıkınca halandan izin alacağım. Halan mutlu olunca benimle konuşmaya başlayacak, ben de ondan izin alacağım” dedi.

“Tamam” dedi Kika, “İyi fikir.”

Bütün bu konuşmalar yapılırken çoktan ikisi de göl kenarına ulaşmışlardı bile. Beraberce böylece oturdular göl kenarına. Arham Kika’ya dönüp şöyle dedi. “Hadi sor bakalım, onu bir göle sokalım da serinlesin kadıncağız, rahatlayıversin. Hem bizi de göle sokmuş olsun. Biz mutlu olunca o da mutlu olur. O mutlu olunca da bütün maskeler konuşmaya başlar benimle”

“Tamam” dedi Kika, şöyle hafifçe sırtını döndü maskeyi eline aldı biraz güneşe doğru uzattı; “Sevgili halacığım” dedi. “Yüzmek ister misin? Gel beraberce yüzüverelim işte.” … “Tamammm!” dedi Kika, “Halam izin veriyor sokacak bizi göle, hadi gidelim girelim.”

Beraberce paçalarını sıvamaya başladılar. Yavaş yavaş göle adım adım girdiler. Suyun o ilk serinliği hafif bir ürperti vermiş olacak ki ikisi de gülüşmeye başladılar. Tam o gülüşmenin esnasında Kika’ya seslendi Arham.
“Maskeyi de al maskeyi de, halanı göle sokmazsak mutlu olmaz. O zaman onu da almak lazım ki beraberce yaşayalım mutluluğu.”

“Tamam” dedi Kika, elini uzattı beraber maskeye, beraber göle girdiler. Göle ilk girdiklerinde maskenin üzerindeki boyalar yavaş yavaş akmaya başladı.

Kika “Ama… ama bunun üzerindeki boyalar akıyor” filan derken, Arham “Ya bırak kadıncağızı yüzüversin işte, rahat bıraksana. Hem hatırlamıyor musun, hep beraber göldeyken ne güzel yüzerdi o. Bırak rahat rahat yüzüversin” dedi.

Kika maskeyi elinden bıraktı ve maske yavaş yavaş suyun akıntısından gitmeye başladı. Kika arkasında koşmak istedi. Arham da koşmaya çalıştı. Ama baktı ki maske çok daha hızlı. Kika korktu, yetişemedi. Elini suya vurmaya başladı. “Arham yetiş yetiş, halam gidiyor” dedi.
Arham ise hiç istifini bozmadı, “Ne korkuyorsun Kika” dedi. “Halan bu, yüzmeyi biliyor. Birazdan kendine geliverir, toparlanır o. Dur sen gitme, sonuçta boğulursun tutamaz o seni.” dedi.

Kika’nın bir anda aklı şaşırdı. “İyi ama halamdı o benim” diyecekken ağlamaya başladı.

Arham Kika’nın elinden tutup onu yavaşça kenara doğru sürükledi, “Farkında mısın” dedi Kika, “Halan, yani aslında maske neden kurtaramadı kendini? Sonuçta güneş ona çarptı. Namira’nın dediği gibiyse eğer, yüzmesi gerekmiyor muydu? Aynı şekerlere izin verdiği gibi, bizi yüzmeye getirdiği gibi, mutlu olmak isteyen birisi yüzmek istemez mi? Neden yüzemedi? Bak Kika, maskeler ile ilgili anlattıkları her şey işte bu kadar. Ve bütün bunlarla bizi sadece avutmak istiyorlar. Eğer annenden izin alsaydık bize şeker yememize izin verebilirdi. Hatta anneni de yanımızda getirseydik beraberce yüzebilirdik burda. Halanı burada hatırlayabilirdik. Onu bir tahtaya sokmaya çalıştın, ve işte nihayet. Gitti, anladın mı gitti. Ama halan asla gitmezdi, halan bırakmazdı seni. Dönüp gelirdi. Ve inan bana, annenin izin vermediği bir şeye halan asla izin vermezdi.”

Kika “İyi ama” dedi, “Ben onu çok özledim.”
“Eğer onu çok özlediysen bunun için bir şeyler yapmalıyız. Ve bu sadece bir maske hikayesi ile bitiyor olmamalı.”

“İyi ama Arham nasıl yapıcaz ki bunu? Koca ülkenin tamamı bunlara inanıyor ve böyle yaşıyor işte ben de olacağına inanmıştım.”

“Olmadı işte” dedi Arham, “Bak olmadı. Olmadığını insanlara göstermek zorundayız. Çünkü senin şekerlemelerinden daha önemli kötülükleri yapıp da bu maskelere yüklemiyor mu insanlar? Hatırlamıyor musun babanın en son ahırındaki arabayı çalan adam da maskeden bahsetmemiş miydi? Hani maske söylemiş ya ona…

“Evet” dedi Kika, “Haklısın. Haklısın ama bütün bunları nasıl yapacağız biz?”

“Kolay” dedi, “Kolay. Eğer sen inanırsan bana, eğer sen bana destek olursan biz bu maskeler dünyasından kurtarabiliriz bu insanları. Onlara gerçekleri tekrar hatırlatabiliriz.”

“İyi ama” dedi Kika, “Biz sadece çocuğuz, ne paramız var ne imkanımız var, hiç bir şeyimiz yok ki bizim…”

Arham, “Var” dedi, “Var… artık çok şeyimiz var. Halan var, anlatacak çok şeyimiz var.”

Kika boynunu bükmeyi vazgeçti, hafifçe gülümsedi. Arham’a sarıldı. Beraberce tekrardan evin yolunu tutarlarken elinde kalan son bir şekeri de yoldaki bir çocuğa hediye ettiler.

Arham ve Kika beraberce Maskeler Ülkesinde, Nariman’ın karşısında mücadele etmek için yeni bir güne hazırlanacaklardı.


Kaynak: Fütuhatı Seyyid Muhammed Ruhi

Deftere Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

evangelist mealcilik

Evangelism ve Mealcilik akımı

Evanjelistler ile mealcilik akımının tıpatıp benzerliğini okuyacağınız bu yazı Fütuhatı Seyyid Muhammed Ruhi’nin …

yay burcu, yay burcu aşk, yay burcu erkeği, yay burcu günlük, yay burcu hangi ay, yay burcu özellikleri, yay burcu özellikleri erkek, yay burcu tarihleri, yay burcu yorumu, yay burcu, yay burcu aşk, yay burcu günlük, yay burcu hangi ay, yay burcu kadını, yay burcu özellikleri, yay burcu özellikleri kadın, yay burcu tarihleri, yay burcu yorumu

YAY BURCU ERKEK ÖZELLİKLERİ

YAY BURCU ERKEKLERİNİN TÜM ORTAK ÖZELLİKLERİ HAYAT VE GEÇİM: Yay burcunun erkekle­ri yaşantıları ve geçim endeksleri …

oğlak burcu, oğlak burcu aşk, oğlak burcu günlük, oğlak burcu hangi ay, oğlak burcu kadını, oğlak burcu özellikleri, oğlak burcu özellikleri kadın, oğlak burcu tarihleri, oğlak burcu yorumu, oğlak burcu, oğlak burcu aşk, oğlak burcu erkeği, oğlak burcu günlük, oğlak burcu hangi ay, oğlak burcu özellikleri, oğlak burcu özellikleri erkek, oğlak burcu tarihleri, oğlak burcu yorumu

OĞLAK BURCU KADIN ÖZELLİKLERİ

OĞLAK BURCU KADINLARININ TÜM ORTAK ÖZELLİKLERİ HAYAT VE GEÇİM: Yaşamları ve geçimleri pek iyi olur. Güzel dillerinden …